İnsan doğduğu andan itibaren bağ ve iletişim kurmaya ihtiyaç duyar. Kişinin yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için güvenli ilişkiler kurması her yaşta çok önemlidir. Özellikle ilk çocukluk ve okul yılları ile devam eden süreç kişiliğimizin şekillenmesinde büyük rol oynar. Genellikle ebeveyn-çocuk ilişkilerinin önemi vurgulansa da çocukların akranları ile kurduğu ilişkiler de sağlıklı bir birey olmasında önemli etkiye sahiptir.

Çocukların okulda kurdukları ilişkiler aile dışı ilk sosyal ilişkilerdir. Burada kurulan arkadaşlıklar, bir gruba dahil olma, birlikte oyun oynama ve aile ortamı haricinde kendini ifade edebileceği bir alanda olma gibi sağlıklı ilişkilenmeler çocuğun her türlü gelişimini olumlu etkiler. Ancak bu durum her çocuk için olumlu bir şekilde ilerlemeyebilir. Çocuklarda da yetişkinlerde olduğu gibi olumsuz ilişkilenmelere rastlayabiliriz. Bunlardan biri de akran zorbalığı diye adlandırdığımız bireyde strese yol açan, güç dengesizliğinin olduğu durumlarda ortaya çıkan ve çocukların sosyalleştiği ortamlarda dolayısıyla en sık okul ortamında rastlanılan bir şiddet türüdür. (Kara ve Kaçar, 2017).

Akran zorbalığını ele aldığımızda bir öğrencinin ya da bir öğrenci grubunun diğer öğrenciler için tehdit oluşturduğu bir durumdan bahsederiz. Bir akran grubu içinde yer alan öğrenciler o grubun kurallarına ve davranışlarına uyumlu davranma eğiliminde olurlar (Gürhan, 2007). Bu davranış örüntüsü grup içinde pekişir ve zorbaca davranışlar kabul görerek yüceltilir. Çocuk istemese de, o gruptaki devamlılığını sağlayabilmek adına zorbaca davranışlarını sürdürebilir, bu davranışların dozunu artırabilir. Yapılan eylemler bilerek ve isteyerek, sistemli biçimde uygulanır. Bu olumsuz davranışlar; fiziksel, sözel, psikolojik saldırı ya da yıldırma içerir; zorbalığa maruz kalan çocukta korku ve endişe yaratmayı amaçlar.  (Olweus, 1993)

Akran zorbalığının sonuçlarına baktığımızda hem zorbalarda hem de maruz kalan çocuklarda fiziksel, psikolojik ve sosyal anlamda olumsuz etkiler bıraktığını görmekteyiz. Zamanla zorbalık yapan çocuk gücünü artırır, maruz kalan çocuk ise gittikçe güç ve özgüven kaybeder. Güç kaybına bağlı olarak maruz kalanın işlevselliği olumsuz etkilenirken, psikolojik uyum sağlamada da zorlanmaya başlar (Whitted KS ve Dupper DR, 2005). Yine zorbalığa maruz kalan çocuklarda sık sık okula gitmeyi istememe, okuldan kaçma ya da okula gitse bile tuvalet, kantin gibi zorbalığa uğrayabileceği alanlardan uzak durma davranışları görülür (Whitted KS ve Dupper DR, 2005). Bu durum; okul başarısının düşmesine, kaygı düzeyinin artmasına, okulda temel ihtiyaçlarını gidermede ve sosyalleşmede sorunlara yol açar. Çocukluk döneminde yaşanan bu sorunlar ergenliğe girilmesi ile şiddetini artırabilir ve kişilerarası ilişkilerde ciddi sorunlara neden olabilir; hem çocukluk hem de yetişkinlik döneminde depresyon, kaygı bozukluğu ve sürekli huzursuzluk hali gibi çeşitli psikolojik ve psikiyatrik problemler ortaya çıkarabilir. Yapılan bir diğer araştırmaya göre ise, akran zorbalığına uğrayan çocuklarda fiziksel rahatsızlıkların da tetiklendiği; grip, yüksek ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, dikkatsizlik, baş dönmesi, mide ağrıları, kusma, astım, kalp çarpıntısı ve iştahsızlık gibi birçok hastalığa daha fazla yakalandıkları kanıtlanmıştır. Aynı araştırmada hem zorbaların hem de kurbanların daha fazla madde bağımlılığı problemi olduğu ve sosyal izolasyon yaşadıkları gözlemlenmiştir. (Rigby K., 2003) Özellikle ilköğretim çağında zorbalık yapan öğrencilerin ileri sınıflarda şiddete yönelme, çete oluşturma, çeteye katılma, suç işleme olasılıklarının yüksek olduğu araştırmalar ile kanıtlanmıştır. (Arslan S., Savaşer S., Hallett V. ve Balci S., 2012) 

Akran zorbalığını önlemek ve etkili mücadele etmek hem ailelerin hem de eğitim kurumlarının katkıları ile mümkündür. Okul rehberlik bölümünün etkili çalışması, okulda eğitimciler tarafından güvenli bir ortamın yaratılması ve sürdürülmesi, çocukların okulda ortak etkinliklerde yer alması ve işbirliğinin teşvik edilmesi okul tarafından yapılabilecek basit ve etkili adımlardır. Aileler ise öncelikle çocuğun arkadaş çevresi ve okul hayatı konusunda bilgi sahibi olmalı ve çocuğun sağlıklı bir  şekilde sosyalleşebileceği alanlar yaratmalıdır. Ev ortamında alınan kararlarda çocuğa söz hakkı vermeli, çocuğun bağımsız kişiliğini desteklemeli ve sağlıklı iletişimi her koşulda sürdürmelidir. Böylece çocuğun hem zorba davranışlarını sergilemesi hem de maruz kalması önlenebilir. 

Büşra Canoğlu

İzmir Bulut Öncü Gençlik Merkezi 

Psikolog

 

KAYNAKÇA

Arslan S, Savaşer S, Hallett V, Balci S. Cyberbullying among primary school students in Turkey: Self-reported prevalence and associations with home and school life. Cyberpsychology, Behavior, and Social Networking. 2012; 15(10):527-533.

Gürhan, N. (2007). Her Yönü İle Akran Zorbalığı.

Olweus D. Bullying at school: basic facts and effects of a school based intervention program. Journal of Child Psychology and Psychiatry 1994;35(7):1171-90

Rigby K. Consequences of bullying in schools. The Canadian Journal of Psychiatry. 2003; 48: 583–90.

Whitted KS, Dupper DR. Best practices for preventing or reducing bullying in schools. Children & Schools. 2005; 27(3): 167-175.