Duygu ile ilgili birçok tanım bulmak mümkündür. Fakat en genel tabiriyle duygular, iç ve dış uyarıcıların zihinsel işlevlerden ayrı olarak bireyde yarattığı etkiler bütünü olmakla birlikte bu etkilerin hoşa gitmesi ya da gitmemesi sonucu haz ya da elem doğrultusunda uyanan izlenimler olarak tanımlanmaktadır (Köknel, 2005). Her insanda duyguların ortaya çıkışı ve tanımı farklılaşır.  Kimimiz çok duygusal olduğumuz için şikâyetçi oluruz kimimiz duygularımızı içimizde yaşarken bunun bizi yer yer bizi zorladığını fark ederiz. Duygular bizim için ne anlam ifade ediyor? Ya da biz duygularımızı ne denli dile getiriyoruz? Duygu kelimesini ya da duyguları konuşurken dışa vurduklarımız bizdeki sürecin ne kadarını karşılıyor? Bu soruları kendimize sormamız aslında sandığımızdan daha önemli olabilir…

Duygular hayatımızın içindedir. Hayatımızın içinde olan ve bize bu serüvende eşlik eden duygularımızı fark etmek de bize hemen her anlamda destek olabilir. Bu bağlamda duygusal farkındalık sahibi insanlar, olumlu yanlarını pekiştirmeye çalışırken; olumsuz, kendilerini rahatsız eden özelliklerini düzenleyebilirler (Gençoğlu & Yılmaz, 2013). Duygu farkındalığı belli adımlar izlenerek kazanılabilir. Bu adımlar şu şekilde sıralanabilir;

  1. Hissettiğimiz duyguya odaklanmak: Bir olay yaşadık ve bu olay bizde bazı düşünce ve duygular gelişmesine sebep oldu diyelim. Hissettiğimiz duygular bazen çok yoğun olabilir bazen daha sisli bir halde karşımıza çıkabilir. Duygu farkındalığı edinmeye öncelikle bu duygumuza/duygularımıza odaklanmakla başlayabiliriz.
  2. Duygumuzu tanımlamak/isimlendirmek: Yaşadığımız duyguya isim vermek çoğu zaman zor olabilir. Kendimizi iyiyim ya da kötüyüm diye tanımlamak yerine “Öfkeli hissediyorum.”, “Oldukça neşeli hissediyorum.”, “Kaygılıyım.” gibi isimlendirerek sürecimizi daha kolay anlamlandırabiliriz.
  3. Duyguyu kabul etmek: Tanımladığımız duyguyu kabul etmemiz, kendimize bu duyguyu yaşamak için izin verebilmemiz son derece önemlidir. Her zaman olumlu duygular hissedemeyebiliriz, yaşadığımız duyguyu kabul etmek kimi zaman sancılı da olabilir. Bu noktada her duygunun bize ait olduğunu ve duygularımızı yaşamamız gerektiğini kendimize hatırlatmak faydalı olacaktır.
  4. İhtiyaç analizi: Yaşadığımız duygu neticesinde ne tür ihtiyaçlarımızın doğduğunu kendimize sormak, yaşadığımız durumu ve bizdeki etkilerini görüp, düzenlememizi sağlayabilir. Hüzünlü olduğumuzda desteğe, bunalmış olduğumuzda yalnız kalmaya, minnettar olduğumuzda teşekkür etmeye ihtiyacımız olabilir.  Örneğin; “Çok sevinçliyim ve sevincimi sevdiğim bir insanı kucaklayarak paylaşmaya ihtiyacım var.” ya da “Çok kaygılıyım beni sakinleştirecek aktiviteler yapmaya ihtiyacım var.”

Unutmayalım ki, her olay herkes için farklı duygulara işaret edebilir, her duygu yine her insanda farklı ihtiyaçlar doğurabilir. Yeryüzünde yaşayan insan sayısı kadar çeşitli duygu ve farkındalık süreci olduğunu söylemek mümkün. Önemli olan, kendi sürecimizi dikkatli bir şekilde inceleyerek duygu farkındalığımızı şekillendirmek ve ihtiyaçlarımızı belirlemek.

Hazırlayanlar:

Büşra Uzut, Diyarbakır Gençlik Merkezi Psikoloğu

Sözü Geçen Çalışmalar

Gençoğlu, C., & Yılmaz, M. (2013). THE EFFECTS OF EMOTIONAL AWARENESS TRAINING PROGRAM ON THE LEVEL OF EMOTIONAL CONTROL.

Köknel, Ö. (2005). Kaygıdan Mutluluğa Kişilik. Altın Kitaplar.