Haberler

Şiddet Türleri ve Ayrımcılık

By 8 Aralık 2021No Comments

Şiddet Türleri ve Ayrımcılık Broşür İçeriği

Şiddet, ilişkilerde her zaman tek bir çeşit olarak görülmediğinden tespit edilmesi bazen zor olabilir. Şiddetin kolayca fark edilememesinin sebebi; çok katmanlı olması, güç eşitsizliklerine dayanması ve ilişkilerin içinde farklı metotlarla uygulanabilmesidir. Bu sebeplerle şiddeti tanımlayabilmek ve tespit edebilmek için şiddet türlerini bilmek kendimizi korumamızı kolaylaştırabilir. Yine aynı sebeple broşürde yer verilen şiddet türlerinin ve şiddetle karşılaşma durumunda yapabileceklerimizin kesişebileceği unutulmamalıdır. Birden fazla şiddet türü aynı anda görülebileceği gibi, bir davranış aynı anda farklı şiddet türlerinin altında da değerlendirilebilir. Ayrıca şiddet güç eşitsizliğinin olduğu her tür ilişkilenmede ortaya çıkabilir. Bu yüzden şiddeti sadece ikili ilişkiler üzerinden değil toplumsal düzlemde de değerlendirmek büyük bir önem taşır. Ayrımcılık, nefret söylemi gibi kökü toplumsal eşitsizliklere dayanan şiddet türleri hem ikili ilişkilerdeki şiddetten beslenir, büyür hem de ikili ilişkilerdeki şiddeti büyütür. Bireysel ve toplumsal hayattaki şiddet birbirini beslediğinden, beraber ele alınarak toplumsal bağlam içinde  değerlendirilmelidir.

  • Fiziksel Şiddet:

Nedir?

Fiziksel şiddet; kişinin doğrudan fiziksel sağlığına ve beden bütünlüğüne zarar veren, uygulayan kişinin kendi gücünü başkasının üzerinde ve/veya çevredeki nesneler üzerinde kullanmasıdır. Kişiyi eve kapatmak, hastaneye gitmesini engellemek, çevredeki eşyalara zarar vermek, kesici aletlerle kişiye zarar vermek gibi birçok davranış fiziksel şiddet olarak sayılabilir. Türkiye’de hayatı boyunca en az 1 kez fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı %36’dır ve şiddete en çok maruz kalınan yaş aralığı 15-24 yaştır.[1]

Ne Yapabiliriz?

6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun”, Türkiye’de yaşayan her kadının haklarını şiddet durumunda korumaktadır. Kanuna göre şiddete uğrayan ya da uğrama riski olan kadına; kendisine ve gerekiyorsa çocuğuna geçici barınma, maddi destek, iş ve eğitim için danışmanlık, hukuki destek vb. gibi birçok desteğin verilmesi öngörülmektedir. 6284 sayılı kanun kapsamında alınabilecek koruyucu ve önleyici tedbirleri kamu kurumlarındaki ilgili kişiler kişinin beyanını esas alarak uygulamakla yükümlüdür.

Fiziksel Şiddetin Raporlanmasına Dair: Fiziksel şiddete uğrama durumunda kişilerin hukuki süreç başlatabilmeleri için ikamet ettikleri yerde olmasalar dahi bulundukları yere en yakın kolluk kuvvetlerine giderek, Alo 183 Sosyal Destek Hattını arayarak ya da bizzat Şiddet Önleme ve İzleme Merkezine (ŞÖNİM), Aile Mahkemesine başvurarak şiddet olayını şikayet edip tutanak tutturmaları gerekir. Tutanak tutulmasının ardından kişiler hastaneye sevk edilir ve darp raporu alınabilir. Ayrıca kişiler önce kamu hastanelerine ve özel hastanelere başvurarak darp raporu alıp sonra kolluk kuvvetlerine başvurmayı da tercih edebilirler.

  • Psikolojik Şiddet

Nedir?

Psikolojik şiddet; kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak, bağımlı kılmak, cezalandırmak gibi yöntemlerle kişiye kendisini değersiz hissettirmeye yönelik yapılan davranışlara denir. Psikolojik şiddeti fark etmek ve tanımlamak fiziksel şiddeti adlandırmaktan daha zor olabilir. Türkiye’de yaşayan kadınların %43,9’u hayatları boyunca en az bir kez psikolojik şiddete maruz kaldığını belirtmiştir.[2]

Ne Yapabiliriz?

Ceza Kanununa (TCK m. 84/1, TCK m. 109/1, TCK m. 109/3) göre hakaret, tehdit, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, özel hayatın gizliliğini ihlal (özel bilgilerini, yazışmalarını ya da görüntülerini yaymak vb.) gibi psikolojik şiddet türleri suçtur. Psikolojik şiddetin de diğer şiddet türleri gibi kişiye ciddi zararlar verebileceğinin farkında olarak şiddeti tanıyabiliriz. Şiddeti adlandırmak iyileştirici çözüm yollarını planlamak için ilk adım olabilir.

  • Sosyo-ekonomik Şiddet:

Nedir?

Kişinin topluma katılmaktan alıkonularak sağlık hizmetlerine, eğitime ve istihdama erişiminin engellenmesi ve medeni, sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi haklarının elinden alınmasına sosyo-ekonomik şiddet denir. Kişinin finansal kaynaklarına el koymak, çalışmasına ya da okula gitmesine engel olmak, kendini geliştirebileceği sosyal/kültürel aktivitelere katılımını kısıtlamak gibi birçok davranış sosyo-ekonomik şiddete örnek verilebilir. 2020 yılında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre çalışmayan her 10 kadından 4’ü eşleri veya birlikte oldukları kişi tarafından ekonomik şiddete maruz bırakılıyor.  Yine çalışmayan kadınlar arasında çalışmasına izin verilmeyenlerin oranı ise %24’tür.[3]

Ne Yapabiliriz?

Türk Medeni Kanunu’nun 192. maddesinde eşlerden her birinin meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığı açıkça belirtilerek yasalarla koruma altına alınmıştır (Türk Medeni Kanunu). Bu anlamda kadınların güçlenmesi ve haklarını bilmesi haklarını talep etmesi ve haklarının ihlali durumunda ilgili mekanizmalara başvurmaları açısından önemlidir.

  • Cinsel Şiddet

Nedir?

Cinselliğin araç olarak kullanıldığı; kişinin cinsiyetini, cinsel kimliğini, cinsel yönelimini hedef alan; onayın olmadığı, onay almanın söz konusu olamayacağı; kişinin istemediği, gerçekleşmiş ya da teşebbüs edilmiş; eyleme geçilmemesine rağmen tehdit ile korku yaratmayı hedefleyen her türlü davranış cinsel şiddettir.[4] Cinsel sağlığı tehdit eden bir müdahale, üreme sağlığı hizmetlerine erişimi engelleme, sözlü taciz, dokunma vb. davranışlar örnek verilebilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre tüm dünyada kadınların %27si yaşamlarının bir döneminde cinsel şiddete maruz kalmaktadır.[5]

Ne yapabiliriz?

1993 yılında Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına Yönelik Bildirge’de Birleşmiş Milletler kadına yönelik şiddeti tanımlarken tecavüz, cinsel istismar, işyerinde eğitim kurumlarında veya diğer yerlerde meydana gelen cinsel taciz ve sindirme, kadın ticaretini de ekleyerek şiddetin bu kapsamda ele alınmasını sağlamıştır.[6]

Cinsel şiddet durumunda kişiler cinsel yolla aktarılan enfeksiyonlar ve istenmeyen gebelik oluşumu bakımından risk altında kalabilir. Bu yüzden cinsel şiddetin gerçekleşmesini takip eden 72 saat içinde emniyetten ilgili belge temini sağlandıktan sonra sağlık kuruluşuna başvurularak HIV aktarımının önlenmesi amacıyla PEP (maruziyet sonrası önleyici tedavi) kullanımı talep edilebilir. Ayrıca diğer cinsel yolla aktarılan enfeksiyonlar ile ilgili test ve ilaçlara erişim konusunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması tavsiye edilir. İstenmeyen bir gebeliğin oluşumunu engellemek için ise yine ilk 72 saat içinde hormonal acil kontrasepsiyon (ertesi gün hapı) alınabilir ya da hormonal rahim içi araç uygulaması yapılabilir. Hormonal rahim içi araç uygulaması bir sağlık personeli tarafından yapılmalıdır. Tüm yöntemler ile ilgili danışmanlık ve doğru bilgiye erişimin sağlanabilmesi açısından sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir.

  • Dijital Şiddet

Nedir?

Dijital şiddet; dijital iletişim araçları kullanılarak yapılan her türlü psikolojik, cinsel, duygusal ve/veya ekonomik şiddeti amaçlayan şiddet türüdür.  Dijital şiddet uygulayan kişi/ler, tanımadığımız insanlar olabileceği gibi çevremizden bizimle iletişimde olan tanıdıklarımız da olabilir. Dijital şiddetin amacı kişiyi  kontrol etmek, baskılamak, korkutmak, aşağılamak, tehdit etmek vb. olabilir. 2021 yılında yayımlanan Türkiye’de Dijital Şiddet araştırmasına göre Türkiye’de her 5 kişiden 1’i dijital şiddete maruz kalıyor ve dijital şiddeti en çok gençler yaşıyor.[7]

Ne yapabiliriz?

Dijital şiddet bir şiddet türüdür ve suçtur. Türk ceza kanunda hükmü vardır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında ikamet ettikleri yerde olmasalar dahi bulundukları yere en yakın polis ya da jandarma karakolu ile Cumhuriyet Savcılığına veya Aile Mahkemesine başvurularak ihtiyaç duyulan önleyici ve koruyucu tedbir kararları aldırılabilir.

  • Çocuk Yaşta Erken ve Zorla Evlilikler

Nedir?

Türkiye’de 18 yaşını tamamlamamış herkes çocuktur. 18 yaşını doldurmadan ve/veya herhangi bir sebeple kişinin rızası olmadan gerçekleştirilen evliliklere çocuk yaşta erken ve zorla evlilikler denir. Çocuk yaşta erken ve zorla evlilikler, çocukların fiziksel ve psikolojik sağlığını etkilemesinin yanı sıra eğitime erişim ve sosyal hayata katılım gibi alanlarda da çeşitli problemlere neden olabilir. Ayrıca genç nüfusun okullaşma oranını azaltması, anne-bebek ölümü oranının artırması gibi negatif toplumsal sonuçlar da ortaya çıkarabilir.

Ne yapabiliriz?

Evlilik yaşı, yukarıda da belirtildiği gibi, Türk Medeni Kanunu’nda açıkça anlatılmıştır. Bunun aksi bir uygulama, çocuk yaşta evlendirilen çocuklara karşı cinsel saldırı olarak değerlendirilir ve evlendirmeye izin verenler açısında da suça iştirak hükümleri uygulanır. Evlilik yaşı, Türkiye’de gerçekleşen Türkiye vatandaşı olan olmayan herkesin gerçekleştirdiği evlilikler için geçerlidir.

  • Ayrımcı Dil ve Nefret Söylemi

Nedir?
Hoşgörüsüzlük temelinde nefreti yayan, teşvik eden, yücelten ya da gerekçelendiren tüm ifade türlerine nefret söylemi; politika, yasa veya muamele bakımından haksız bir ayrım nedeniyle kişinin insan haklarından ve diğer yasal haklarından, başkalarıyla eşit bir biçimde faydalanamamasına sebep olan duruma ise ayrımcılık denir.[8] Nefret söylemi ve ayrımcılık kişilerin cinsiyet kimlikleri, cinsel yönelimlerine yönelik olabildiği gibi HIV statüleri, gebelik gibi sağlık durumlarıyla ilişkili de olabilir.

Ne Yapabiliriz?

Nefret söylemleri ve ayrımcılık suçtur, 5237 sayılı TCK’nın 122. maddesinde “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde tanımlanmıştır.[9] Ayrıca HIV ile yaşayan kişilerin sağlık durumu bilgisi, herkeste olduğu gibi kişisel verilerin korunması kanunuyla (KVKK) korunmaktadır ve kişinin rızası olmaksızın paylaşılması Anayasa’nın 20. maddesini ihlal etmektir. HIV veya AIDS ile yaşayan kişilerin insan haklarına ve saygınlıklarına gerekli özeni gösterme açısından, çalışanlara, gerçek ya da yakıştırılan HIV enfeksiyonu nedeniyle herhangi bir ayrımcılık yöneltilmemelidir (m. 4.2) ve işe alım esnasında HIV testinin talep edilmemesi gerekmektedir. Cinsel kimlik ya da sağlık statüsü sebebiyle ayrımcılığa uğrama durumunda hakların ve şikayet mekanizmalarının bilinmesi oldukça önemlidir. Bunun yanında ayrımcılığa maruz bırakılan kişiler için dayanışma ağlarına dahil olmak ve sosyal destek ağlarını güçlendirmek faydalı olabilir.

Kaynaklar

[1] Yüksel-Kaptanoğlu, İ., & Çavlin, A. (2015). Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması. Hacettepe Üniversitesi, Kadına yönelik şiddetin yaygınlığı.

[2] Boyacıoğlu, İ. (2016, Kasım). Dünden Bugüne Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet ve Ulusal Kadın Çalışmaları: Psikolojik Araştırmalara Davet. Türk Psikoloji Yayınları, s. 126-145.

[3] Sivaslıoğlu, F., & Erdal, N. (2020). Ailede Şiddet Gören Kadınların İş Performansı. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi.

[4] Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği

[5] Dünya Sağlık Örgütü. (2021). Violence Against Women. www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/violence-against-women adresinden alındı

[6] www.ohchr.org/en/professionalinterest/pages/violenceagainstwomen.aspx

[7] dijitalsiddet.org/dijital-siddet-raporu

[8] Af Örgütü, U. (tarih yok). Ayrımcılık. www.amnesty.org.tr/icerik/ayrimcilik adresinden alındı

[9] Türk Ceza Kanunu. (2021). www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5237 adresinden alındı